Banner
Websitemizi sizin için yeniliyoruz. Şu an bir Demo/Test sistemindesiniz. — Sipariş işlemleri sonladırılamayacaktır, Lütfen herhangi bir ödeme işlemi yapmayın.

OT Dergisi’nin Kardeşi Fişek’in 3. sayısındayız!

OT Dergisi’nin Kardeşi Fişek’in 3. sayısındayız!

Fişek, edebiyattan siyasete, felsefeden popüler kültüre uzanan zengin içerikleriyle güncel birçok temaya değinmeyi hedeflemiş yeni nesil bir dergi. Burada Türkiye’nin genç kuşak yazar ve çizerlerini bir arada görmek mümkün.

Çokça tanıtımı ve reklamı yapılmasa da kısa zamanda ulaşmak istedikleri kitleye dokunmayı başardılar. Halihazırda iki sayı çıkarmış olmalarına rağmen, bugün ile geleceği harmanlayan konu başlıklarını hikayeler, çizimler, sohbetler ve şiirlerle okurlarına sunmaları oldukça dikkat çekici.

RopeJam: Biz shibari ilgilileri olarak Türkiye’de çok küçük bir topluluğuz. Keşke daha fazla ilgilenenler olsa, daha özgün tarzlar ve farklı topluluklar ile shibari kültürünü geliştirebilsek.

'Shibari’ üzerine yazma, bizimle ropörtaj yapma isteklerine kayıtsız kalamadık. Sohbetimizin detaylarını aşağıda bulabilirsiniz 😊

Fişek: Bağladığınızda neler hissediyorsunuz?

Bonus: Bu çok kişisel bir soru. Bağın şekline, bağlayan kişiye, bağlama maksadına göre değişir. Biz birlikte bağlaşıyorsak, ben her şeyden soyutlandığımı hissediyorum. Çünkü fiziksel çaresizlik beni günlük hayatın sorumluluklarından uzaklaştırıyor ve içinde bulunduğum ana odaklanmamı, mental olarak özgürleşmemi sağlıyor. Ben bağ içerisinde, mutlu ve haz dolu hissediyorum.

Fişek: Shibari’nin şefkatli bir tarafı var mı?

Bonus: Şefkat de var, merhamet de var. Sadece bunlardır demek doğru değil. İsterseniz sadist eylemler eklersiniz, isterseniz şefkat dolu. Ama mesela benim için sahnede acı veren deneyimin ardından şefkat görmek de hoş. Beni o şekle sokan da oradan kurtaran da bağlayan kişi. Ona yakın hissediyorum. Merhametini hissediyorum. Bu bağlaştığım kişiye, o kişi ile aramdaki elektriğe, diyaloğa, bağlaşma maksadımıza göre elbette değişkenlik gösteriyor.

Fişek: Neden bantlar, kelepçeler değil? Neden ip?

Bonus: Ben inanılmaz estetik kaygısı olan biriyim ve bağlandığımda hoş gözüksün isterim. İplerin tenim üzerinde oluşturduğu kontrast görünümü seviyorum. İpin içinde olmayı, uyandırdığı duyguları, bu süreci seviyorum.

RopeJam: Bu örneklerin hepsinin yolu da, yöntemi de, motivasyonu da farklı. Diğerlerine kıyasla shibarinin kendi deneyimi daha tatmin edici benim için. Çünkü ipin geçtiği yerleri, ipin bir sonraki adımdaki istikametini, bağların konumlarını, vücudun aldığı şekli dinamik bir şekilde izliyor ve müdehale ederek adım adım mükemmelleştiriyorum. Kontrol tamamen bende.

Fişek: Shibari'nin cinsellikle mutlak bir bağı var mı? Yani bağlaştıktan sonra kesinlikle bir cinsel birleşme gerçekleşiyor mu?

RopeJam: Hayır. Bu kişilerin karşılıklı ve açık müzakereleri ile karar verebilecekleri bir tercih.

Fişek: Peki eğitmenlere böyle cinsel taleplerle geliyorlar mı?

RopeJam: Evet, çokça benzer talepler alıyoruz lakin olumlu karşılamıyoruz.

Bonus: Cinsellik olmak zorunda değil. Bireyin merak ettiği deneyim sadece askıda kalıp meditatif bir süreç yaşamak da olabilir. Bağlanmaktan sonra çözülünce gelen o rahatlama hissi…

RopeJam: İp sarhoşluğu dediğimiz şey işte bu rahatlama hissi…

Fişek: Askıdayken canın daima yanıyor mu?

Bonus: Ben rahatsız bir pozisyonda genelde kalmıyorum. Askıdayken canım yanıyorsa bunu kolaylıkla değiştirebiliyoruz. “Ben kiloluyum, ipte rahat eder miyim? İp çok canımı yakar mı?” benzeri çok soru geliyor. Elbette rahat edebilirsiniz. Bu, bağın nasıl yapıldığına bağlı.

Fişek: Bağlanan kişinin acı eşiğinin yüksek olması süreci keyiflendirir mi yoksa tam tersi mi geçerli?

RopeJam: Eğer pratik için bağlaşıyorsak ve acı eşiğinin yüksekliği bağda kalma süresini uzatıyorsa bu benim için oldukça keyifli oluyor.

Bonus: Benim acı eşiğim pek yüksek değil ama bu sorunun cevabı partner ile alakalı. Biz bağlaşıyorsak bazı şeylere katlanmayı seviyorum. Ama bu shibari ile alakalı değil. Benim kinky olmamla alakalı bir durum.

Fişek: Her zaman bağlayan taraf mı dominanttır?

RopeJam: Hayır. Her bağlayan dominant olmayabilir aksine dominantlar da bağlanmaktan keyif alabilir. Sahnenin içerisine dominasyonun dahil edilip edilmeyeceği bağlaşmaya başlamadan önce karşılıklı müzakere edilmeli. Dolayısı ile bağlayan ya da bağlanan taraf için kesinlikle dominanttır diyemeyiz.

Fişek: Diyalog sözlü mü yoksa fiziksel mi? İşin içine söz girdiği zaman büyüsü bozuluyor mu?

RopeJam: Bu durum bağlaşan tarafların ilişkisi ile doğrudan alakalı. Mesela biz ilk başta çok fazla sözlü diyalog kuruyorduk.

Doktorum ve her ne kadar herkesin anatomisinin farklı olduğunu bilsem de, birbirimize istemeden de olsa zarar vermemek için mutlaka konuşmamız gerekiyordu. Ama zamanla karşınızdaki bedeni ve sınırlarını tanıyorsunuz. Sözlü iletişim zamanla yerini daha mental bir iletişim şekline bırakıyor.

Fişek: Korku hissediyor musunuz?

Bonus: Ben genelde partnerlerimle bağlaştım. Dur dersem duracaklarını biliyordum. “Rahat değilim” veya “bu pozisyon olmadı” dersem sahnenin biteceğini biliyordum, yani güveniyordum. Lakin tanımadığım biriyle bağlaşacaksam, seksen tane soru sorarım. Gözlerimin kapatılmasını istemem, nasıl bağladığını gözlemlerim. “Ben 5 yıldır bağlaşıyorum, şunlardan eğitim aldım” demesi yeterli olmaz. İpi nasıl kullandığına, düğümleri nasıl yerleştirdiğine, önceki referanslarına dikkat ederim çünkü korkmamak için öncelikle güvenmem gerekir.

Fişek: Shibari sanatında kemikleşmiş bir estetik anlayışı var mı? Bağlayanların farklı tarzları var mıdır? Bunları kısaca bir şemaya oturtabilir misiniz?

RopeJam: Ayrımını yapmak zor. Şu an Türkiye’de kısmen güzel gözüken her ip bağı shibari olarak lanse ediliyor. Gerçekte shibari diyeceğiniz şey bu değil, belki bir elin parmaklarını geçmez. Ama mesela, Naka Akira başarılı bir Japon sanatçısı, sadece doğal renk ve 5 mm kalınlığında ipler kullanmayı tercih ediyor. Sanatçının üslubu bu. Ya da dünyaca ünlü shibari sanatçılarından Hajime Kinoko’nun ikonik kırmızısı var. Sadece kırmızı ip kullanıyor. Çok güzel bir kırmızısı var, iplerini kendisi boyuyor. Her sanatçının özgün tarzı, ipler ile düğümlere ve bedene farklı yansıyor elbette.

Fişek: İşin travmatik boyutları için nasıl önlemler alıyorsunuz?

RopeJam: İpin shibari için elverişli mi? Yeteri kadar sağlam mı? Acil durumlar için kesici aletin yanında mı? Panik durumunda, örneğin deprem anında kaçabilecek misin, planın var mı, ipi mi çözeceksin, modeli sırtına alıp mı kaçacaksın? Bağlantı noktaların yeteri kadar kuvvetli mi, bunu nasıl biliyorsun, hangi veriyi referans alarak monte ettin? Mesela insanların yaptığı en büyük hatalardan bir tanesi tavana çelik dübel ile montaj yaptıktan sonra, üç tane iri erkekten aynı anda asılmalarını istemek. Güvenliğini kontrol etmek için yapılan bu işlem aslında daha çok zarar verebilir. Betona yapılan sabitlemelerdeki en büyük sorunlardan biri de bu, montaj aparatı duvardan çıkıncaya kadar güvenliğinden asla emin olamıyorsunuz. Bu ve benzeri tüm güvenlik önlemlerini almış olmak, zevk almanız gereken bir deneyimi travmalardan uzak tutacaktır.

Fişek: Shibarinin cinsel kimliklerle bir alakası var mı peki?

RopeJam: Hiç yok. Ne cinsel kimliklerle, ne yönelimlerle, ne kiloyla, ne beden yapısıyla hiç alakası yok. Herkes, her türlü shibari aktivitesine katılabilir.

Fişek: Sadece iki kişi arasında mı gerçekleşiyor peki? Üçüncü, dördüncü kişilere de yer var mı?

Bonus: Sahneye katmak istediğin kişiyle alakalı. İki tane bağlanan, bir bağlayan olabilir. Tek başınıza olmayı da tercih edebilirsiniz.

Fişek: Sadece iki kişi arasında mı gerçekleşiyor peki? Üçüncü, dördüncü kişilere de yer var mı?

Bonus: Sahneye katmak istediğin kişiyle alakalı. İki tane bağlanan, bir bağlayan olabilir. Tek başınıza olmayı da tercih edebilirsiniz.

Fişek: Türkiye’de bu işin layıkıyla yapıldığını düşünüyor musunuz?

Bonus: Türkiye’de keşke daha fazla farklı oluşum olsa… Bence önümüzdeki 5-10 sene içerisinde çoğalacak. İnsanların artık daha çok ilgisini çekiyor, talep artıyor…

Şu an çok fazla oluşum yok. Ve shibari kendi içinde bile çok fazla alt kırılımı olan bir kültür. Bu yüzden shibari sadece budur diyemiyoruz, farklı kırılımları temsil edecek daha fazla insana ihtiyacımız var.

RopeJam: Biz shibari ilgilileri olarak Türkiye’de çok küçük bir topluluğuz. Keşke daha fazla ilgilenenler olsa, daha özgün tarzlar ve farklı topluluklar ile shibari kültürünü geliştirebilsek.

Fişek: İpin ucu hiç kaçıyor mu?

Bonus: Bu soruyla iki farklı şey geliyor benim aklıma. Birincisi ipin kopması, ikincisi taciz… İpin kopmaması için doğru ip seçimi bu sorunu ortadan kaldırır. Diğer yandan “Beni indir” dedim ve indirmedi, sahneye devam etti… Bu da ipin ucunun kaçması demek. Bence ikisi de dikkat edilmesi gereken şeyler. İpin ucu kaçmasın o yüzden, kaçmasına olanak vermeyecek kişilerle bağlaşalım.

Related Posts
Leave a Reply

Your email address will not be published.Required fields are marked *

X
X
X
X